Blog İçerikleri

COP31’İN DÖNEM BAŞKANI DA EV SAHİBİ DE TÜRKİYE OLDU

 

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) en önemli uluslararası zirvesi olan COP31, 2026 yılında Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek. Bu önemli gelişme, 30. Taraflar Konferansı (COP30) sırasında Türkiye’nin hem dönem başkanlığını hem de ev sahipliğini kazanmasıyla kesinleşti. 

Türkiye’den Küresel İklim Diplomasisinde Güçlü Adım

Brezilya’nın Belem kentinde gerçekleştirilen COP30’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yürüttüğü diplomasi süreci sayesinde, COP31’in hem başkanlığı hem de ev sahipliği Türkiye’ye verildi. Bu uzlaşma, iklim değişikliğiyle mücadelede kapsayıcı bir yaklaşım hedefleyen Türkiye’nin uluslararası arenadaki etkinliğini de artırdı. 

Bu karar ile Türkiye, dünyanın dört bir yanından 196 ülke lideri ve temsilcisini 2026’da bir araya getirerek, küresel iklim politikalarının şekillendirilmesinde üst düzey bir rol üstlenecek. 

COP31 Antalya’da Gerçekleşecek

Türkiye’nin hedefi, COP31’i Antalya’da düzenlemek. Antalya, zengin ulaşım altyapısı, konaklama kapasitesi ve uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapma tecrübesi ile zirve için ideal bir merkez olarak öne çıkıyor. Liderler zirvesi gibi önemli oturumların ise İstanbul’da yapılabileceği planlanıyor.

COP toplantıları, küresel sera gazı azaltımı, iklim finansmanı, uyum stratejileri ve karbon piyasaları gibi kritik konuların müzakere edildiği en üst düzey platform olarak bilinir. Her yıl farklı ev sahibi bir ülke tarafından organize edilen bu konferanslar, Paris Anlaşması’nın hedeflerinin gerçekleştirilmesinde önemli kilometre taşlarıdır.

Türkiye’nin İklim Eylemi ve Diplomasi Yolculuğu

Türkiye, 2022’de COP27’de yaptığı adaylık açıklamasıyla COP31 sürecini başlatmıştı. Yaklaşık iki yıl boyunca sürdürülen diplomasi trafiği, farklı ülkelerle yürütülen görüşmeler ve müzakereler sonucunda Türkiye’nin bu kritik zirvede lider rol üstlenmesi sağlandı. İklim Değişikliği Başkanlığı

Türkiye’nin bu başarısı, sadece ev sahipliği kazanmakla kalmayıp aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliği ve kapsayıcı diplomasi vizyonunun de bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.